Kategoriler
Psikoloji

“O İŞİ YARIN YAPARIM…”

Bugün yapmamızın daha iyi olduğunu bildiğimiz işleri yarına bırakmak, hayatımızı karmakarışık, bizi hiç tatmin etmeyen kocaman bir soruna dönüştürür. Buna da hiç gerek yok. Daha etkin ve daha dopdolu bir yaşam olasılığımızı gerçekleştirmek için, yaklaşımlarımızı ve yersiz davranışlarınızı gözden geçirmeniz ve onlarla mücadele etmeniz gerekir. Çünkü bu davranışlarımız, hayatı doyasıya yaşama yeteneğimizi baltalar ve kendimizi geliştirmemizi sağlayacak fırsatları azaltır.

Bir işi ağırdan almak, kendi yargılarınızın, yapabileceğinizi ve o anda yapmanızın daha iyi olduğunu söylediği şeyi yapmayı ertelemektir.

Aslında işleri ağırdan almamızın en temelinde duygusal sorunlar yatmaktadır.

İşleri ağırdan almanın ve işleri ağırdan almak için davranış geliştirmenin üç ana nedeni vardır:

  1. Rahatsızlığa karşı pek hoşgörülü olmamak.
  2. Tedirginlik duymak.
  3. Baş kaldırmak

Şimdi 2 numaralı maddeyi okuduğum araştırdığım ve anladığım kadarıyla anlatmaya çalışacağım.

“Kişinin öz benliğinden kaynaklanan” nedenlerle işi ağırdan alma

Bu tür işi ağırdan almanın “tedirginlik duygusuna kapılmaktan kaynaklandığı” öncelikli olarak sizlere aktarmak isterim.

Tedirginlik duygusu, kişinin, katıldığı bazı etkinliklerinin sonucunun kendi değerine karşı bir tehlike oluşturacağına ya da daha da ileri giderek, kendi değerine karşı bir tehlike oluşturmaması gerektiğine; böyle olmasının da korkunç bir şey olacağına inanması sonucu ortaya çıkar. Kişi, o tehditle etkin bir biçimde başa çıkamayacağına ya da gerçekten ortaya çıksa yapıcı bir şekilde o tehdide karşı çıkmayacağına inandığında, kişisel olarak yetersiz olduğu duygusuna kapılacaktır. O zaman, söz konusu olduğu tehdit karşısında geri çekilerek ya da tehditle karşı karşıya kalmaktan kaçınarak, tedirginlik duygusuna kısa süreli çözümler bulur.

Fakat bir işi ağırdan almak üzerine geliştirilen davranışlar hemen hemen her zaman var olan sorunun devam etmesine yarar, çok ender olarak, o da olursa tabii, sorun çözülmesine katkıda bulunur.

Tedirginlik ve yetersizlik duyguları, yaygın olarak benimsenen ve akılcı olmayan ana bir telkinden kaynaklanır.

Şöyle ki:

“Tüm görevlerimi mutlaka yetkin bir şekilde yerine getirmeliyim ve benim için önemli olan herkesin sevgisini ve onayını kazanmalıyım. Bunu başaramazsan bu, berbat bir şey olur. O zaman değersiz bir kişi olurum!”

Her şeyi iyi yapmayı tercih etmez de, her şeyi iyi yapmanız gerektiğine ama mutlaka ve her zaman iyi yapmanız gerektiğine inanırsanız, istediğiniz gibi dikkati çeken başarı kazanamama olasılığı doğduğunda kendinizi endişeli hissettiğiniz zamanlar olacaktır. Bu nedenle, bazı görevleri iyi şekilde yerine getiremeye bileceğiniz ya da işi tam anlamıyla yapamayacağınız bir durum öngördüğünüzde, işi ağırdan alırsınız ya da yapmaktan tamamen kaçınırsınız. İşi yerine getirememe ya da başarısız olmanızdan, yeteri zaman bulamamış olmanızı ya da başka kolay sözde nedenleri sorumlu tutarsınız. Bu şekilde, mükemmel düzeyin gerisinde kalan bir iş çıkarmış olmanız durumunda hissedeceğiniz kişisel yetersizlik duygusunun yol açacağı rahatsızlıktan kaçmış olursunuz.

Her zaman en iyi şekilde iş çıkarmanız, sevilmeniz ve onaylanmanız gerektiği şeklinde akılcı olmayan telkine saplanıp kaldığınız sürece, bir işi sadece iyi yapmakla yetinmeyeceksiniz mükemmel iş çıkarmayı önemli sayacaksınız. Siz her zaman en iyi olmalısınız! Ancak yanılgıya düşebilen bir insan olduğunuz için, her zaman çok iyi iş çıkarmayı ya da herkesin beğenisini kazanmayı başaramayacaksınız. Er ya da geç, kendinizin “10” almasını isterken, “8” alacaksınız. Sonuçta ne olacak? İşe yaramayan biri olup çıkacaksınız!

Bu oldukça yanlış bir düşünce durumudur. Çünkü kendi şahsi değerimiz, hiç bir şekilde başkalarının değerlemesine bağlı olarak belirlenemez. Ve en önemlisi, asla kendinizi değil, sizin için önemli olan şeyleri ve yerine getirdiğiniz işleri değerlendirmeyi öğrenmeniz. “Olmalı” şeklinde düşüncelerimizi bir kenara bırakın.

“En iyi şekilde gerçekleştirmeliyim ve benim için önemli olan kişilerin beğenisini kazanmalıyım, aksi takdirde bu berbat bir şey olur ve ben işe yaramayan biri olurum” şeklindeki, kendinizin yenilgiye uğramasına neden olan felsefe çok kişinin kolayına geliyor. İçinde yaşadığımız sosyal kültür de genellikle bu felsefeyi besliyor. Bu felsefeyi uygulamaktan vazgeçtiğinizde, size, bir daha asla tedirginlik hissetmeyeceğinizi ve kendi kendinizi değersiz bulmayacağınızı garanti etmiyorum. Ama şu da kesin ki, size faydası dokunmayan duyguların etkisini azaltma ya da ortadan kaldırma fırsatını arttırmış olacaksınız. Ayrıca tedirginlik yaratan düşünce biçiminizi bıraktığınızda, bir şey daha sizin yararınıza olacak ve işi ağırdan almanın olası kaynaklarından bir tanesi daha ortadan kalkacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir